|

Kasabayı
gezerken Armutçular, Yarışkaşı, Keyvanlar ve Haytalar Konağı
size anılarını anlatmaya çalışabilirler. Yada
Yavuz Sultan Selim Camii'nin yoldaşı Kanuni Sultan Süleyman
Camii size yanındaki yatırların söylencelerinden söz edebilir.
Hepsini, herkesi dinleyin Mudurnu'da; demircileri, bakır
ustalarını, saç soba imalatçılarını, kızılcık reçeli yapan
yaşlı kadınları, ağaçları, kuşları da. . . Geçmişte bir
ipekböceği gibi hayatı örerken, bugün bir kıyıda unutulmuşluğun hüznüyle, arnavut kaldırımlarını sessiz
insanların adımladığı kasabadır Mudurnu...
Mudumu evlerinden birine konuk olup kahve içerken, söz dönüp
dolaşıp köşede duran üzeri el işiyle süslenmiş sandığa
geldiğinde, ev sahibi sizi kendine yakın bulursa onu açar ve
"el emeği, göz nurları"nı gözünüzün önüne serer. O
bindallılarda, oyalarda, dantel işlerinde Mudumulu gelinlerin
dile getirilemeyen öyküleri yazılıdır. "Giyilmemiş çamaşırlar
nasıl kokar bilirsin, / Sandık odalarında" diye başlar
ya hani "Kapalıçarşı" adlı şiirine Orhan Veli;
Mudurnulu genç kızlar da, annelerinin çeyiz sandığını açarken
o kokuyu duyarlar. Sandıktan çıkan uçkurlar, göynekler, oya
yemeniler, yağlıklar ve diğerleri
oraya yüz elli yıl önce konmuştur. Göz gönenir, el öğünür bu
emeğin karşısında.
Soma kasabanın dışına doğru uzanın. Yollar sizi üç göle
götürecektir: Abant Gölü, Sülüklügöl ve Karamurat Gölü.
Abant, belki de Türkiye'nin en çok tanınan gölü. Haftasonları
göl çevresindeki otellerde konaklayanlar eşofmanlarıyla
yürüyüş yaparken, faytonlar sevgilileri taşıyor. Yukarılarda
ise, TV verieisinin bulunduğu tepeden yamaç paraşütçüleri
kendilerini boşluğa bırakıyorlar.


Sülüklügöl ise, adı nedeniyle ürkütücü duygular
uyandıran, ama görüldüğünde alışkanlık yapan bir turkuaz su. Kocaman
yapraklı bitkilerin ve karaçarnların arasından karşınıza
çıkıyor. 1200
m rakımlı gölde bir zamanlar yaşayan
sülükler, göle atılan balıkların yemi olunca ortadan
kalkmışlar. Gölün içinde birer direk gibi duran ağaç gövdeler
şaşırtıcı manzaralar yaratıyor. Baharda, onların üzerinde
güneşlenen su
kaplumbağalarını görebilirsiniz.
Mudurnu'ya
gelenler yolda yürürken karşılaştıkları, tanımadıkları
insanların kendilerini sıcak bir gülümseyişle selamlayışlarına
şaşırıyorlar. Her ne kadar Mudurnulular bahçelere kilimlerin
serildiği, samanyolunun altında çaydanlıkların fokurdadığı,
mahallelinin cümbür cemaat geceyi karşıladığı eski günleri
unutamıyorlarsa da; kentlilere, karşılık beklenmeksizin verilen
bir selam bile yetiyor.
ANA SAYFAYA
DÖNMEK İÇİN TIKLAYIN.
|