MUDURNU ve  HALVETîLİK

 Hakkı Duran 

 

Türk ülkelerinde en yaygın ve en etkili olan tarikat Halvetîliktir. Türk kültürü üzerinde  büyük tesirleri olmuştur.

 

Kurucusu Ebû Abdullah Siracüddin Ömer b. Ekmelüddin Halvetî (ö.1397)’dir. Onun şeyhi amcası Kerimüddin Halvetî’dir. O da İbrahim Zâhid Gîlânî (ö.1300)’nin iki halifesinden biridir. Diğer halife Safiyüddin Erdebîlî (ö.1334) olup, Bayramîlik bu koldan neşet etmiştir.

 

Tarikatin kurucusu Ömer Halvetî’nin halvete büyük önem verdiği, bu sebeple kırk defa erbain çıkardığı rivayet edilmektedir.  Tarikatin ismine bu yüzden Halvetîlik denildiği söylenmektedir. Halvetîliği sistemleştiren ve bu sebeple birinci PÎR kabul edilen Siracüddin Ömer, büyük bir çınar ağacının içinde halvete çekilmiştir ki, bu ağacın halen ayakta olduğu söylenmektedir. Kendisi de halvetî olan Harîrî-zâde Kemaleddin, “Halvetiyye’nin esası,esma-i seba (yedi isim) denen isimleri gizli ve açık olarak her yerde zikretmek, kalbi kötülüklerden arındırmak, Cenab-ı Hakk’a vuslat için mücahede yapmak” olarak ifade etmektedir.

 

  Sıra ile zikredilen 7 isim(Esma-i Seba) şunlardır:

 

1-Lâ ilâhe illallah, 2- Allah, 3-Hû, 4-Hakk, 5-Hayy, 6-Kayyûm, 7-Kahhar.

 

Halvetilik, İran sınırları içinde doğmuş  olmasına rağmen, bir dönemde  Osmanlı İmparatorluğunda  İstanbul, Anadolu ve Balkanların en yaygın tarikatı olmuştur. Otuzdan fazla şubesi vardır. Tarikatin Kafkaslar ve Anadolu’da yayılmasında büyük rolü olan kişi, Pîr-i Sânî(ikinci pîr) ünvanı verilen Seyyid Yahya Şirvânî(ö.1464)’dir.

 

Yahya Şirvânî’nin çok sayıda halifesi olmakla birlikte bunların içinde en fazla öne çıkan dört önemli halifesi şunlardır.

 

1-Dede Ömer Rûşenî

2-Habîb-i Karamanî

3- Pîr Muhammed Erzincânî

4-Alâeddin-i Rûmî

 

Mudurnu’da Habîb-i Karamanî kolundan Davud Halvetî’yi, Pîr Muhammed Erzincânî halifesi Çelebi Halife(Cemal Halvetî) yetiştirmesi Üveysî Mudurnî’yi görüyoruz. Mudurnu Halvetiliğin önemli odak noktalarındandır. Tarikatin Anadolu’ya girişiyle birlikte  bazı Mudurnulu tarikat önderlerinin isimlerine rastlıyoruz. Bu durum Mudurnu’nun o dönemde önemli bir kültür merkezi olduğuna işaret etmektedir. Daha sonraki devrede de bu canlılık devam etmiştir.

 

Cemal Halvetî(Çelebi Halife), Halvetiliğin Anadolu ve Balkanlarda yayılmasına en çok katkıda bulunan Halvetî şeyhidir. Halvetîliğin Şabaniyye ve Sünbüliyye gibi iki yaygın ve önemli kolu Cemal Halvetî’den neş’et etmiştir. Sünbül Sinan[i] aynı zamanda şeyhin damadıdır. Kastamonu’da medfun bulunan Şeyh Şaban-ı Velî, hilafeti  Bolu’da yakınlarında türbesi olan Cemal Halvetî halifesi Hayreddin Tokadî’den[ii] almıştır. Mudurnulu Halvetî büyüklerini bir dizi halinde yazmak istiyoruz.

 

ŞEYH ÜVEYSÎ MUDURNÎ

 

Cemal Halvetî(Çelebi Halife-ö.1506/7)nin yetiştirdiği dört önemli halifeden biri olan Üveys, Mudurnuludur.

 

Lemezât’da kaydedilen hayat hikayesine göre: “O keşif ehli şeyhlerin ve irfân ehli mürşidlerin seçkini ve asrının kutbudur. Şeyh Üveys-i Mudurnî hazretleri, Karadeniz sahilinde Mudurnu denilen kasabadandır. Kendisi “ümmî” bir kimse idi. Fakat nefs ile mücâhedede akranlarına çok üstündü. Koca Mustafa Paşa asitânesinde matbah(mutfak) hizmetinde idi. Bu hizmeti sırasında riyâzetin her türlüsünü en mükemmel bir şekilde yerine getirmişti. Çelebi Efendi, dervişlerine onu örnek gösterip; “Mücâhede, tasfiye, müşâhede ile tezkiyenin nasıl olması gerektiğini öğrenmek isteyenler, Üveys’in hâline baksınlar” diye buyururlardı.

 

            Menkıbelerinden biri şöyle nakl edilir: - Kendisi tarikati tamamlayıp ma’rifet neşretmek üzere halîfe olduğunda, Karaman vilâyetine mürşid olarak görevlendirilmişti. Karaman’da fetvâ emrinde ve hizmetinde bulunan müderris müftü Mevlânâ Dâvûd, şeyhin kerâmet sahibi olduğunu işitip, onu mat etmek üzere onun vaaz etmekte olduğu yere gitti. Onu perişan etmek için sohbete oturdu. Şeyh Üveys, ümmî olmasına rağmen müftünün bir çok sualini cevaplandırıp, müşküllerini halletti.

 

            Müftü efendinin aklına her zaman şöyle bir soru takılırdı: “Tesbih sırasında suphanallah demek, hamd ve tekbirden, tekbir de hamd ve tesbihten önce gelmesi gerekmez miydi?”. Bu sorusunu sormadan Şeyh Üveys keşfen bilip: “Resûlulah’ın bu hususdaki haberi şöyledir:  Mâsivâ’llahdan âbidlerin kalblerini temizledikleri gibi temizlemeyenler, Hakk’ı kemâliyle anlayamazlar ve Hakk’a lâyıkıyle şükr edemezler. Onun için böyledir.” dedi.

 

            Nakledildiğine göre, sohbetin sonucunda müftü Dâvûd Efendi, ona bağlandı ve müridi oldu. Kendisine kısa zamanda seyr u sülûkunu tamamlayıp hilâfet almak nasîb oldu. Sonra beraberce Şam’a gittiler. Şeyh Üveys hazretleri, 930 H.(1523/24)M. tarihinde vefat etti. Vefatından önce  yerine Dâvûd’u  tayin etti ve “Mukâtil” isimli dervişini Yemen’e gönderdi. Bu yüzden Yemen’deki Halvetîler hep Üveys’in kolundan idiler. Kabri Şam’da meşhur ziyâret yerlerindendir.[iii]

                                     

            (Sonraki yazımız: Davut Halvetî hakkında olacaktır.


[i] Sünbüliyye kolunun kurucusu kabul edilen Şeyh Sünbül Sinan(Ö. 1529/30), İstanbul Koca Mustafa Paşa  Camii hazîresinde medfundur. Yavuz Sultan Selim kendisine itibar göstermiştir.

[ii]  Mudurnulu Üveys, Bolu’da türbesi bulunan Hayreddin-i Tokadî ile aynı şeyhten(Çelebi Halife’den) hilâfet almıştır. O devir kaynaklarında Hayreddin-i Tokadî’den pek bahis yoktur. Ancak Üveys’den bahsedilmektedir (Meselâ Lemezât).

[iii]Mahmud Celalettin el-Hulvî, Lemezât-ı Hulviyye, Haz: M.Serhan Tayşî, İstanbul-1993.

                                       Ana sayfa

Not:Mudurnu dışında olan  vatandaşlarımız her türlü etkinliklerini bize bildirirlerse bu sayfalardan yayınlamaya çalışacağız.

                        e-mail.mudurnu@mudurnu.com