
|
MUDURNU TARİHİ AÇISINDAN
ÇOK ÖNEMLİ BİR ŞAHSİYET:
MEHMED NASÛHÎ ÜSKÜDARÎ
(ö.1718)
Karabaş-ı Velî’nin en önde
gelen halifesidir.Üsküdar Toygar tepesinde bir evde 1648, diğer bir
rivayete göre 1652 yılında doğmuştur. Babası Seyyid Nasûh adlı
Kastamonulu bir sipahidir. Karabaş-ı Velî(ö.1685) vasıtasıyla Şeyh
Şâ’ban-ı Velî’nin feyzine mirasçı olan Nasûhî Mehmed’in hayatı ve
menkibeleri, “şemsü’s –subûhî fî menâkıb-ı Pîr Nasûhî” adlı
risâlede toplanmıştır. Şeyh Nasûhî’nin kaleme aldığı bir çok eseri
vardır.
Türbesi, Üsküdar, Salacak
Mahallesi, Doğancılar Cad. Doğancılar parkının karşısındaki çıkmaz
sokaktadır.Türbe penceresinde Zekâî Efendi’nin ta’lik yazıyla yazılmış
“Makâm-ı
evliyâdır der menbâ-ı feyz-i fütûhîdir
Edeble dâhil ol sûfî, bu dergâh-ı Nasûhîdir.”
beyti mevcut(tur)muş..
MUDURNU’YA GELİŞİ
Karabaş-ı Velî, Nasûhî’ye 1674
yılında hilafet verdikten sonra Mudurnu’daki Su’nullah
Efendi Zâviyesinde[i]
görevlendirmiştir. Nasûhî’nin Mudurnu’da 11 sene kadar kaldığı
rivayeti vardır. Mudurnu’da kaldığı dönemde Şeyh Sun’ullah
Zâviyesinde irşad faaliyetinde bulunmuş, 1684’de yine Karabaş-ı
Veli’nin talimatıyla Üsküdar’a dönmüştür. Çok önemli bir Halvetî-
Şabanî şeyhi olan Nasûhî Efendi, Mudurnu’da değerli şahsiyetlerin
yetişmesine vesile olmuştur. Bunların başında Abdullah Rüştü ve Mehmed
Tuluî Efendiler gelmektedir. Nasûhî’nin hâlifelerinin reisi ve en
değerlisi Mudurnulu Abdullah Rüştü Efendi idi. Kol kurucusu olacak
derecede üstün bir mevkiye sahip olan Abdullah Efendi, çok değerli
hizmetler yapmıştır. Nasuhî Mehmed Efendi’nin “Risâle-i Rüşdiyye”
adlı eseri, seçkin halifesi Mudurnulu Abdullah Rüştü Efendi için
yazılmıştır.
SÜRGÜNE GÖNDERİLEN ŞEYHLER
Nasûhi Efendi Mudurnu’da
görev yaparken şeyhi Karabaş Veli, siyasal sebeplerle sürgüne
gönderilmiştir. Sürgün yeri Ege Denizinde bulunan Limni adasıdır.
Adada daha önce sürgün edilmiş bir başka meşhur şeyh daha vardır:
Niyazi-i Mısrî..
Halvetiyye’nin bu iki önemli
şeyhi, devrin siyasal ve fikri ortamının etkisiyle sürgün edildiler.
1679 tarihinde sürgün edilen Karabaş-ı Velî, hakkında verilen sürgün
kararı gereğince 4-5 yıl Limni’de kalmıştır. Şeyhin bağlıları onu
yalnız bırakmıyor, devamlı ziyaretine gidiyorlardı. Bilhassa şeyhin en
önemli halifelerinden olan Nasûhî Mehmed Efendi, görevli olarak
bulunduğu Mudurnu’dan sık sık Limni’ye giderek şeyhine hizmet
etmekteydi.
O sıralar Limni’nin diğer
tanınmış misafiri Niyaz-i Mısrî de Halvetî şeyhi, önemli bir
şair ve sürekli takibata uğrayan bir şahsiyettir. Daha önce1673’de
Rodos’a, 1676 yılında Limni’ye sürülmüştür.
Bazı kaynaklarda Karabaş-ı
Velî ile Niyazi-i Mısrî’nin aralarında derin ihtilaflar bulunduğu
iddia edilmişse de, Menâkıb-ı Nasûhî’de tam tersine iyi münasebetler
olduğu zikredilmektedir.
Sürgündekilere
Giden Hediye: MUDURNU İĞNESİ
Nasûhi Efendi, Mudurnu’dan bir
kutuya iğne koyup Karabaş Velî’yi ziyarete gitmiş. Limni’ye varınca
şeyhe geldiğini haber vermişler. Karabaş Velî, “İbtidâ Hazret-i
Mısrî’ye varsın, ba’dehu gelsin” demiş. O da Niyazi Mısrî’yi
ziyaret etmiş, sohbet etmişler ve duasını almıştır. Nâsûhî Üsküdârî,
aldığı bu duanın çok faydasını gördüğünü ifade etmektedir.
Bu değerli mutasavvıf, Mudurnu
ve civarında yaşayanların kültürel değerlerinin oluşmasında etkili
olmuş bir şahsiyettir. Limni'ye hediye olarak Mudurnu'dan dikiş iğnesi
götürülmesi, Mudurnu'nun iğne imalatında önemli yerine yeni bir
kanıttır. 1960'lı yıllarda bile, "iğne dahi yapamıyoruz, toplu
iğneyi bile dışarıdan alıyoruz" hayıflanmalarını
hatırladığımız zaman, bu konunun ehemmiyeti daha iyi anlaşılır.
[i]
Su’nullah Efendi, zâviye sahibi ve Mudurnu’da medfûn Halvetî
şeyhlerinden biridir. Hayatı hakkında kaynaklarda şu an bir
bilgiye ulaşamadım. Nasûhî Efendi ile ilgili bir menkıbeden
anlaşıldığı kadarıyla 1580 ‘den önce vefat etmiş olmalıdır. Davud
Halvetî (ö.1507)’den bir sonraki halkada yer almış olması kuvvetle
muhtemeldir.
Türklerin büyük rağbetine mazhar olmuş
Halvetiliğin, en güçlü ve etkili şahsiyetlerini Mudurnu’ya
yönlendirmesi çok anlamlıdır. Görebildiğim kadarıyla bu izler,
fizikî anlamda kaybolmaya yüz tutmuştur. Mudurnu’ya gönül
verenler, bu meseleye el atmalıdır.
Araştırmacı Büyüğümüz Hakkı DURAN Ağabey'e Mudurnu ilçemize katkısından dolayı Mudurnu Halkı adına Teşekkür ederiz. 30.10.2007
e-mail.mudurnu@mudurnu.com |