Haydar Çakırtekin

 

 

                                                                                                                  ANA SAYFA YA DÖNMEK İÇİN

 

Sevgili Hemşerilerim,                                                                                                                        

Beni, eğer okuduysanız “Gurbetteki bir Mudurnu’ludan bir mektup” 19.04.2006 ile tanırsınız.

Bugün istedim ki sizleri sıkmadan kısa bir yazı daha yazayım. Ki  benzer şeyleri sizde yazında bizlerde sizi tanıyalım.

 Çoğunuz duymuştur agora sözünü. Sözlük anlamı: “Agora, eski Yunan âleminin büyük sitelerinde toplum hayatının merkezidir. Ticaret ve endüstri geliştikçe, bu işle uğrasan zümreler, çalışma sahası olarak liman ve agora yakınını seçmeye başlamışlardır.”

Demek ki her toplumun bir merkezi vardır. Hepimiz köylerden  cumartesi  günü pazara Mudurnu’ya geliriz, Mudurnu’nun içindede meydan Mudurnu’nun merkezidir.  Pek çok kişiyi o meydanda görürüz, hatta birini görmek için özellikle oraya gideriz.

Bizim köyümüz 1984 yılında yanmadan önce daha yukarıda yamaçta idi. Köyümüzün AGORA sıda GAŞINBAŞI idi. Yaşı 30’un üzerinde olan ve yolu Muzaygalar’dan (Uzunçam) geçen herkes bilir GAŞINBAŞI’nı. Şehirden köyüne gelenlerin, misafirlerin, akşam tarladan gelenlerinin uğrak yeriydi. Hey gidi günler hey!!! Ne günler yaşandı acısıyla, tatlısıyla, cenazesi, düğünüyle. Bir tarih gizli idi o oturakta. Köye gidince mutlaka çıkarım eski köye, bakarım ovaya, dalarım anılara, rahmetliler gelir aklıma, dayımın Hayrettin abimin düğününü, Çırakların Ramis’in oyunları, Ellezlerden Karacaların Ali Oğlan ile Ramis amcamın yöresel oyunlarındaki marifetleri, daha neler neler. Anlatacak çok şey varda sıkmayayım sizi. İşte buda bizim AGORA’mızdı.

Dedikya devir değişti. Şimdi herkesin elinde cep telefonu birisini görmek için çarşıya gitmeye gerek yok, bas tuşa konuş, artık uzaklar yakın.

Veee internet: Bir çağ değişiyor, biz sabahtan beri Aydın kardeşimizle sohbet ediyoruz. Eskiden olsaydı ben Bilecikten kalkıp 4-5 saatte Mudurnu’ya gideceğim. Orada oturup sohbet edip bir 4-5 saatte geri gelmek var, buradaki işler ne olacak. Demek ki bundan sonra teknolji devri, internet devri, bundan yararlanmak var.

BU DEVİRDE DE MUDURNU’NUN AGORASI, BENİM GAŞINBAŞI’m mudurnu.com olacak.

Olacakta bu herkesin desteği ile olacak. Biz her şeyin kıymetini kaybedince anlarız, yarın mudurnu.com’u kaybedersek, Aydın kardeşimizi küstürürsek seyreyle dizlerdeki çürüğü ama ne fayda.

Öyleyse ne yapmak lazım, birazda siz iteleyiverin, valla her şey daha güzel olacak.

Son olarak diyorum ki Cahit Sıtkı Tarancı’nın bile hasret kaldığı memleketimizin ve memleketlimizin kıymetini bilelim. Kalın sağlıcakla…

Çırakların HAYDAR ÇAKIRTEKİN

Memleket İsterim

Memleket isterim 
Gök mavi, dal yeşil, tarla sarı olsun; 
Kuşların çiçeklerin diyarı olsun. 
 
Memleket isterim 
Ne başta dert, ne gönülde hasret olsun; 
Kardeş kavgasına bir nihayet olsun. 
 
Memleket isterim 
Ne zengin fakir, ne sen ben farkı olsun; 
Kış günü herkesin evi barkı olsun. 
 
Memleket isterim 
Yaşamak, sevmek gibi gönülden olsun; 
Olursa bir şikayet ölümden olsun. 

   Cahit Sıtkı Tarancı