| Bir Osmanlı kasabasında nefes almaya ne
dersiniz? Asırlık konaklarda, doğayla içice güzel bir tatil geçirmek
istiyorsanız mudurnu tam size göre
bir yer. İpek yolu üzerindeki kasaba geçmişte önemli bir ticaret
merkeziymiş. Konaklarındaki görkem bu zenginliğin işareti zaten.
Geçtiği yerlerde taş üstünde taş bırakmayan Kuzey Anadolu Fay Hat-tı'nın
dibinde olmasına rağmen sağlam zemini ve ahşap evleri sayesinde
büyük acılar yaşamadan günümüze ulaşmayı başarmıştır.
mudurnu adının Luvi dilinde ana
tanrıça Ma'nın erkeği anlamına gelen Madra'dan türediği ve Madrana/Modrene
adının Türkçe'de mudurnu olarak
söylendiği kabul edilir.
ö.yy'da bir piskoposluk merkezi olduğu bilinen
mudurnu İmparator Iustinianus
tarafından yeniden imar edildiği için bir dönem Nova Iustiniana
olarakta anılmıştır. İlk yerleşimin kasabanın üstündeki Hisar
tepesinde kurulduğu, sonradan yerleşimin vadiye indiği kabul edilir.
Söylenceye göre günümüze yalnızca surlarının kalıntısı ulaşan kaleyi
Bursa Tekfuru kızı Moderna adına inşa ettirmiştir. 1078 yılından
sonra yöreye Türkler yerleşmeye başlamış ve kasaba 1307 yılında
Osmanlı topraklarına katılmıştır.
TAVUKÇULUK BİTİ KONAKLARA RAĞBET...
Yakın zamana kadar kasaba halkının çoğu geçimini tavukçuluktan
sağlıyormuş. Ancak 2000 yılında mudurnu
Tavukçuluk iflas edince birdenbire tam 1400 kişi işsiz kalmış.
mudurnu'nun 6 bin nüfuslu bir ilçe
olduğunu düşünürseniz çok büyük bir rakam bu. Daha sonra başka bir
firma tesisleri canlandırmaya çalışmış; ama araya kuş gribi girince
tavukçuluk belini doğrultamamış. Kısacası milenyum
mudurnu'nun miladı olmuş. Bunun
üzerine mudurnulular bir araya
gelmiş. Yeni iş sahası açabilmek için kasabanın kimliğini koruyarak
turizmin geliştirilmesi kararını almışlar.
Girişi dışında tamamı sit alanı olan kasabada 358 tescilli yapı
bulunuyor. Son yıllarda yaklaşık yüz kadar tarihi konak restore
edilmiş. Bunlardan derenin kıyısındaki Keyvanlar Konağı, ilçenin
girişindeki Yarışkaşı Konağı, belediyenin yanındaki Hacı Abdullahlar
Konağı ve Musalla mahallesindeki Hacı Şakirler Konağı turizmin
hizmetine sunulmuş. Böylece daha önce sıfır olan yatak sayısı kısa
sürede ıoo'e çıkmış. Eskiden hükümet konağı olarak kullanılan
Armutçular Konağı ve Haytalar Konağı da yakında restore edilecekmiş.
AHİLİK mudurnu'DA YAŞATILIYOR
Evliya Çelebi 1640 yılında geldiği
mudurnu'da çok sayıda iğneci dükkânı gördüğünü anlatır.
İğnecilik sanatı zamana yenik düşmüştür, ancak gelenek kadınların
zarif oyalarında yaşamaktadır. mudurnu
Çarşısı'ndaki dükkânların çoğu kapanmış ve sessizliğe bürünmüş. Oysa
geçmişte mudurnu esnafı gelmeden
civardaki kentlerde ve kasabalarda pazar kurulmazmış. Dükkanlar
kapanınca el sanatlarının çoğu tarihe karışmış. Yine de bakırcılar,
sobacılar "mudurnu mesi" üreten
ayakkabıcılar varlığını sürdürüyor.
mudurnu halkı gelenek ve
göreneklerine son derece bağlı. Ancak bunun tutuculukla bir ilgisi
yok, halk son derece hoşgörülü, kimse kimseye karışmıyor. Kasabada
Ahilik geleneği de yaşatılıyor, cuma günleri seladan sonra
mudurnu Çarşı-sı'nda "Esnaf Duası"
yapılıyor. Oturarak çalışan
KEŞLİ CEVİZLİ MAKARNA NEFİS!
mudurnu'nun yemekleri de dillere
destan, lokantalarda yöreye özgü tencere yemeklerinden
tadabilirsiniz. Ben en çok, keşli cevizli makarnayı beğendim. Keş,
yoğurdu süzdükten sonra tuzlayıp şekil verilerek kurutulan bir
yiyecek. Ev yapımı makarna, ceviz sosuyla servis edilince doyum
olmuyor. Pişmaniyenin farklı bir türevi olan saray helvası da
mudurnu'yla özdeşleşmiş bir ürün
artık. Saray helvası halis yayla tereyağı un ve şekerden yapılıyor.
KUŞBAKIŞI mudurnu
Kasabada konakların dışında bir çok tarihi eser de bulunuyor.
1374 yılında inşa edilen Yıldırım Beya-zıd Camii ve hemen
karşısındaki hamam yakın dönemde onarılmış. Bitişiğinde bir Halveti
Türbe-si'nin de bulunduğu Kanuni Sultan Süleyman Camisi de görülmeye
değer eserlerden. Şeyh-ül Ümran (Şehriman) Tepesi'nden de
mudurnu ve yakın çevresi kuş bakışı
seyredilebilir. Temmuz ayının ilk pazar günü burada yapılan
kutlamalarda mevlüt okunur ve halka etli pilav dağıtılır. Buradaki
iki mezarda Şeyh-ül Ümran ve Filibeli Hacı Tevfik Efendi adında iki
din adamı yatmaktadır.
ABANT GÖLÜ DE BURADA
mudurnu'nun çevresi de doğa
harikalarıyla doludur. Dünyaca ünlü Abant Gölü
mudurnu'nun burnunun dibindedir.
Tabiat parkı ilan edilerek korumaya alınan Abant Gölü'nün çevresinde
yetmiş civarında en-demik bitki varlığını sürdürmektedir. Bunun
dışında Karamurat Gölü, Sülüklü Göl ve eşsiz manzaralı yaylalar da
görülmeye değerdir. İlçeye 5 km. uzaklıktaki Babas Kaplıcalarıyla,
30 km uzaklıktaki Sarot Kaplıcalarının da birçok hastalığa iyi
geldiği bilinir. KAYNAKÇA:
www.hacisakirlerkonagi.com
* * *
Hacı Şakirler Konağı'nda keyif ve ekolojik yaşam bir arada
CUMBALI konaklardan birinin içini görme şansı da buldum: Hacı
Şakirler Konağı. 1852 yılında inşa edilen konak aslına uygun ve
başarılı bir şekilde restore edilmiş. Gerçek bir restorasyon olmuş,
yıkıp benzerini inşa etme şeklinde değil. Üç katlı ve altı odalı
konağın tavanından dolaplarına kadar her şeyi ve içindeki eşyalar da
otantik. Konağın eskiden ahır olarak kullanılan alt katı mutfak ve
yemekhane olarak düzenlenmiş. Yemekhane özellikle dikkat çekiciydi,
yalnızca iki büyük ahşap masa konmuş ve konukların sofraya bir arada
oturmaları amaçlanmıştı.
Birinci kat ağır kış şartları yüzünden alçak tavanlı, ikinci kat
daha yüksek tavanlıydı. Odalardaki mobilyalar, tavan döşemeleri ve
dolapları yapıldığı gün gibi duruyordu. Her odada bir ocak (şömine)
vardı. Ama asıl ilginç olanı ancak bir İçişinin sığabildiği dolap
gibi kapağı bulunan ve yörede pehlivan dolabı bilinen duş alma
mekânlarıydı. Çiftler ocakta ısıttıkları suyla birbirlerinin
yıkanmasını (gusül abdesti almasını) sağlıyormuş böylece. Şimdi
ebeveyn banyosu dedikleri türden bir şey yani.
Hacı Şakirler Konağı ekolojik yaşam kurallarına göre işletiliyor.
Konağın misafirleri küresel ısınmaya karşı uyarılıyor, uyulması
gereken kurallar anlatılıyor. Örneğin çöplerin odalardaki geri
dönüşümlü kutulara atılması isteniyor, odalarda sigara içilmiyor.
* * *
nasıl gidilir?
ÜÇ farklı yönden gelen yolların birleştiği bir noktada bulunan
mudurnu Bolu'ya 52 km, İstanbul'a 296
km uzaklıktadır. mudurnu Ankara'ya
Bolu üzerinden 244 km, Nallıhan üzerinden 208 km uzaklıktadır. Bolu
mudurnu karayolunun 9.km'sinden
ayrılan bir yol Abant'a gider. Abant-mudurnu
arası 19 km'dir. ayakkabıcı, manifaturacı gibi esnaflar ayakta;
demirci, bakırcı gibi ayakta çalışan esnaflar da çö-melerek Ahi
Evran, Zeynel Abidin ve Selmani Pak gibi esnaf pirlerine topluca dua
ediyor.
ERSOY SOYDAN
ersoy.soydan@gmail.com |