BIRGÜN - 04/01/2008 - BEREKETLİ TOPRAKLAR: Konaklar diyarı Mudurnu
Tarih:2008-01-04 06:01:31
BEREKETLİ TOPRAKLAR: Konaklar diyarı Mudurnu
Bir Osmanlı kasabasında nefes almaya ne dersiniz? Asırlık konaklarda, doğayla içice güzel bir tatil geçirmek istiyorsanız mudurnu tam size göre bir yer. İpek yolu üzerindeki kasaba geçmişte önemli bir ticaret merkeziymiş. Konaklarındaki görkem bu zenginliğin işareti zaten. Geçtiği yerlerde taş üstünde taş bırakmayan Kuzey Anadolu Fay Hat-tı'nın dibinde olmasına rağmen sağlam zemini ve ahşap evleri sayesinde büyük acılar yaşamadan günümüze ulaşmayı başarmıştır.

mudurnu adının Luvi dilinde ana tanrıça Ma'nın erkeği anlamına gelen Madra'dan türediği ve Madrana/Modrene adının Türkçe'de mudurnu olarak söylendiği kabul edilir.

ö.yy'da bir piskoposluk merkezi olduğu bilinen mudurnu İmparator Iustinianus tarafından yeniden imar edildiği için bir dönem Nova Iustiniana olarakta anılmıştır. İlk yerleşimin kasabanın üstündeki Hisar tepesinde kurulduğu, sonradan yerleşimin vadiye indiği kabul edilir. Söylenceye göre günümüze yalnızca surlarının kalıntısı ulaşan kaleyi Bursa Tekfuru kızı Moderna adına inşa ettirmiştir. 1078 yılından sonra yöreye Türkler yerleşmeye başlamış ve kasaba 1307 yılında Osmanlı topraklarına katılmıştır.

TAVUKÇULUK BİTİ KONAKLARA RAĞBET...
Yakın zamana kadar kasaba halkının çoğu geçimini tavukçuluktan sağlıyormuş. Ancak 2000 yılında mudurnu Tavukçuluk iflas edince birdenbire tam 1400 kişi işsiz kalmış. mudurnu'nun 6 bin nüfuslu bir ilçe olduğunu düşünürseniz çok büyük bir rakam bu. Daha sonra başka bir firma tesisleri canlandırmaya çalışmış; ama araya kuş gribi girince tavukçuluk belini doğrultamamış. Kısacası milenyum mudurnu'nun miladı olmuş. Bunun üzerine mudurnulular bir araya gelmiş. Yeni iş sahası açabilmek için kasabanın kimliğini koruyarak turizmin geliştirilmesi kararını almışlar.

Girişi dışında tamamı sit alanı olan kasabada 358 tescilli yapı bulunuyor. Son yıllarda yaklaşık yüz kadar tarihi konak restore edilmiş. Bunlardan derenin kıyısındaki Keyvanlar Konağı, ilçenin girişindeki Yarışkaşı Konağı, belediyenin yanındaki Hacı Abdullahlar Konağı ve Musalla mahallesindeki Hacı Şakirler Konağı turizmin hizmetine sunulmuş. Böylece daha önce sıfır olan yatak sayısı kısa sürede ıoo'e çıkmış. Eskiden hükümet konağı olarak kullanılan Armutçular Konağı ve Haytalar Konağı da yakında restore edilecekmiş.

AHİLİK mudurnu'DA YAŞATILIYOR
Evliya Çelebi 1640 yılında geldiği mudurnu'da çok sayıda iğneci dükkânı gördüğünü anlatır. İğnecilik sanatı zamana yenik düşmüştür, ancak gelenek kadınların zarif oyalarında yaşamaktadır. mudurnu Çarşısı'ndaki dükkânların çoğu kapanmış ve sessizliğe bürünmüş. Oysa geçmişte mudurnu esnafı gelmeden civardaki kentlerde ve kasabalarda pazar kurulmazmış. Dükkanlar kapanınca el sanatlarının çoğu tarihe karışmış. Yine de bakırcılar, sobacılar "mudurnu mesi" üreten ayakkabıcılar varlığını sürdürüyor.

mudurnu halkı gelenek ve göreneklerine son derece bağlı. Ancak bunun tutuculukla bir ilgisi yok, halk son derece hoşgörülü, kimse kimseye karışmıyor. Kasabada Ahilik geleneği de yaşatılıyor, cuma günleri seladan sonra mudurnu Çarşı-sı'nda "Esnaf Duası" yapılıyor. Oturarak çalışan

KEŞLİ CEVİZLİ MAKARNA NEFİS!
mudurnu'nun yemekleri de dillere destan, lokantalarda yöreye özgü tencere yemeklerinden tadabilirsiniz. Ben en çok, keşli cevizli makarnayı beğendim. Keş, yoğurdu süzdükten sonra tuzlayıp şekil verilerek kurutulan bir yiyecek. Ev yapımı makarna, ceviz sosuyla servis edilince doyum olmuyor. Pişmaniyenin farklı bir türevi olan saray helvası da mudurnu'yla özdeşleşmiş bir ürün artık. Saray helvası halis yayla tereyağı un ve şekerden yapılıyor.

KUŞBAKIŞI mudurnu
Kasabada konakların dışında bir çok tarihi eser de bulunuyor. 1374 yılında inşa edilen Yıldırım Beya-zıd Camii ve hemen karşısındaki hamam yakın dönemde onarılmış. Bitişiğinde bir Halveti Türbe-si'nin de bulunduğu Kanuni Sultan Süleyman Camisi de görülmeye değer eserlerden. Şeyh-ül Ümran (Şehriman) Tepesi'nden de mudurnu ve yakın çevresi kuş bakışı seyredilebilir. Temmuz ayının ilk pazar günü burada yapılan kutlamalarda mevlüt okunur ve halka etli pilav dağıtılır. Buradaki iki mezarda Şeyh-ül Ümran ve Filibeli Hacı Tevfik Efendi adında iki din adamı yatmaktadır.

ABANT GÖLÜ DE BURADA
mudurnu'nun çevresi de doğa harikalarıyla doludur. Dünyaca ünlü Abant Gölü mudurnu'nun burnunun dibindedir. Tabiat parkı ilan edilerek korumaya alınan Abant Gölü'nün çevresinde yetmiş civarında en-demik bitki varlığını sürdürmektedir. Bunun dışında Karamurat Gölü, Sülüklü Göl ve eşsiz manzaralı yaylalar da görülmeye değerdir. İlçeye 5 km. uzaklıktaki Babas Kaplıcalarıyla, 30 km uzaklıktaki Sarot Kaplıcalarının da birçok hastalığa iyi geldiği bilinir. KAYNAKÇA: www.hacisakirlerkonagi.com

* * *
Hacı Şakirler Konağı'nda keyif ve ekolojik yaşam bir arada
CUMBALI
konaklardan birinin içini görme şansı da buldum: Hacı Şakirler Konağı. 1852 yılında inşa edilen konak aslına uygun ve başarılı bir şekilde restore edilmiş. Gerçek bir restorasyon olmuş, yıkıp benzerini inşa etme şeklinde değil. Üç katlı ve altı odalı konağın tavanından dolaplarına kadar her şeyi ve içindeki eşyalar da otantik. Konağın eskiden ahır olarak kullanılan alt katı mutfak ve yemekhane olarak düzenlenmiş. Yemekhane özellikle dikkat çekiciydi, yalnızca iki büyük ahşap masa konmuş ve konukların sofraya bir arada oturmaları amaçlanmıştı.

Birinci kat ağır kış şartları yüzünden alçak tavanlı, ikinci kat daha yüksek tavanlıydı. Odalardaki mobilyalar, tavan döşemeleri ve dolapları yapıldığı gün gibi duruyordu. Her odada bir ocak (şömine) vardı. Ama asıl ilginç olanı ancak bir İçişinin sığabildiği dolap gibi kapağı bulunan ve yörede pehlivan dolabı bilinen duş alma mekânlarıydı. Çiftler ocakta ısıttıkları suyla birbirlerinin yıkanmasını (gusül abdesti almasını) sağlıyormuş böylece. Şimdi ebeveyn banyosu dedikleri türden bir şey yani.

Hacı Şakirler Konağı ekolojik yaşam kurallarına göre işletiliyor. Konağın misafirleri küresel ısınmaya karşı uyarılıyor, uyulması gereken kurallar anlatılıyor. Örneğin çöplerin odalardaki geri dönüşümlü kutulara atılması isteniyor, odalarda sigara içilmiyor.

* * *
nasıl gidilir?
ÜÇ farklı yönden gelen yolların birleştiği bir noktada bulunan mudurnu Bolu'ya 52 km, İstanbul'a 296 km uzaklıktadır. mudurnu Ankara'ya Bolu üzerinden 244 km, Nallıhan üzerinden 208 km uzaklıktadır. Bolu mudurnu karayolunun 9.km'sinden ayrılan bir yol Abant'a gider. Abant-mudurnu arası 19 km'dir. ayakkabıcı, manifaturacı gibi esnaflar ayakta; demirci, bakırcı gibi ayakta çalışan esnaflar da çö-melerek Ahi Evran, Zeynel Abidin ve Selmani Pak gibi esnaf pirlerine topluca dua ediyor.

ERSOY SOYDAN

ersoy.soydan@gmail.com

                                       Ana sayfa

Not:Bu site hepimizin sitesi. Yani şunun sitesi bunun sitesi diye bir şey yok. Ama ne var, ben Aydın ÖZPELİT olarak  bu siteye sahip çıkmış memleketimin adını kötüye kullanmaktan kurtarmışım. Sizlerde benim yaptığım bu kültür hizmetine karınca kararınca katkı sağlarsanız memnun kalırım.

Saygılarımla

e-mail.mudurnu@mudurnu.com      aydinozpelit@mudurnu.com